

SIKINTIYI ATMAK ÜZERİNE...
Güvercinin birini izledim geçen gün parkta..
Ağzında bir mısır tanesi ama nedendir bilemiyorum
sürekli olarak düşürüp duruyordu onu. Bir yandan da suçlu suçlu etrafa bakınıyordu;
sanki gören var mı gibilerinden...
Kuşu izlerken dalmış gitmişim...Canım ilkbahar havasını bile solumaz olmuşum.
O güzel hayvanın, mısır tanesini istediği şekilde alamamasının kendisinde yarattığı
sıkıntıyı izlerken, kendi dertlerimi unutmuşum...
İç sıkıntısından kurtulmak ne denli zor bir iş ! Bir an geliyor,
umutsuzluğa kapılıyor insan; sanki istediğin hiç bir olgu gerçekleşmeyecek,
yaşam o anda orada donup kalacak .. Kalın bir telefon rehberini el ile tek tek
yazmak gibi bir duygu bu ...
Sonra birden; yaşama tekrar döndüğümde gördüm ki, bizim güvercin,
salına salına dönmüş arkasını gidiyor, yerdeki mısırın yerinde de yeller esiyor..
O haliyle pek mutlu, sıkıntısını atmış, sanki tüm dünya kendisinin..
Dudaklarımda bir gülümseme, yerimden kalkıyorum. İçimde
biraz da olsa bir ferahlama; yavaş yavaş parktan uzaklaşıyorum..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder